
Hepimiz en az bir kez arafa düşmüşüzdür.Karanlıklara.Belki de karanlıklar da değil ,bir hiçliğe.Zor zamanlardan geçiyor ve kendimizi bir yer de unutuyoruz.Unutuğumuz yer de aklımıza gelmeyince kendimizi aramaya çıkıyoruz.Bulamıyoruz.İşte tam da bu süreç:kaybolma ve kendini arama süreci.
Bu süreçte insan kendini değersiz hissedebilir.Sanki koskoca evren kalbine oturmuş da kalbi bu ağırlığı kaldıramıyormuş gibi hisseder insan.Düşmüştür bir kere.İnsan sürekli arafta kalacakmış gibi hisseder.Zaman algısı yitmiştir çünkü.Bir kıvılcıma ihtiyaç vardır.Çünkü araftadır ve karanlıktan ziyade etrafında hiçlik vardır.

İnsan kendini yaptıkları ve özellikle düşünce yapısı ile kendini arafa sürükler.Kendini başkaları ile kıyaslamak ve kalbe maddiyatı misafir etmek bunların başlıcalarıdır.
Halbuki kendimizin ve evrenin bir sanat eseri olduğunu ve hepimizin değerli olduğunu her gün unutuyoruz.Kendimize bir fiyat biçmeye çalışıyoruz halbuki fiyatı olmak ve değeri olmak aynı şey değil.

Kıyaslıyoruz ama kıyaslanamayacak kadar değerliyiz.Sürekli kendimize fiyat biçtiğimiz için ve maddiyatı kalbimize kabul ettiğimiz için arafa düşüyoruz.Halbuki kalp maddiyatı kabul etmez yalnızca maneviyatı kabul eder.
Kalbe ancak paha biçilmez şeyler girer.Sevgi,umut,inanç,merhamet gibi…

Arafta sadece umut bulunur,bir de düşen kişi.Umut azalır ama hiçbir zaman kaybolmaz.Her zaman insan ile beraberdir.Sadece umut olmasının sebebi araftan çıkma arzusunda yatar.Tek amaç budur çünkü.
İşte bu umut kıvılcımdır.
İnsanı araftan çıkaracak ve evrenin yükünü kalpten alıp sırtlayabilecek paha biçilmez bir kıvılcımdır.

Bu kıvılcımı büyütmek bizim elimizdedir.Bir yıldız bile olabiliriz.
Sadece kalbe maddiyatı kabul etmeyip kendimize fiyat biçmemeliyiz.İnsanlar ile kendimizi karşılaştırmamalıyız .Kıvılcımı büyütmeli ve araftan çıkmalıyız.Çıkmakla kalmayıp ışığımızı insanlığa ulaştırmalıyız.
Leave a comment